Adriyatik’e Uzanan Yolculuğumuz

Astypalea: Kelebek gibi bir Yunan Adası

24/07/2026

Astypalea: Kelebek gibi bir Yunan Adası

24/07/2026

Zadar – Hırvatistan

Pula’dan Zadar’a yine uzun bir otobüs yolculuğu sonucunda vardık. Oldukça sıcak bir gündü. Yolculuk biraz zorlayıcı olsa da tüm Adriyatik kıyısı boyunca yol aldığımızı düşünürsek etrafı hayran hayran izlerken zaman çabuk aktı. Bizim Fethiye – Antalya arası karayolunu hatırlattı bana. Tek fark plajların daha sakin olmasıydı.

Bu arada Hırvatistan’ın nüfusu yaklaşık 3,9 milyon. Ülkede yaşayan nüfusun yanı sıra dünyanın farklı ülkelerine dağılmış oldukça büyük bir Hırvat diasporasının bulunduğunu öğrendik. Hatta yurt dışında yaşayan Hırvat kökenlilerin sayısı 3-3,5 milyon civarındaymış. Bu da demek oluyor ki nüfus az olduğu için herkese yetecek kadar plaj var 😊 Ayrıca yazın bir o kadar da her milletten turist geldiğini düşünürsek ve plajların sakinliğini göz önünde tutarsak plaj bolluğunu siz düşünün.

Kara Kapısı, Zadar, Hırvatistan

Zadar’a vardığımızda hemen eski şehir meydanının karşı tarafında bulunan otelimize yerleştik ve yine otelin merkezi olması sebebiyle gün içerisinde sıcaktan bunalınca otelimize kaçabildik.

Hırvatistan’da bulunduğumuz süre zarfında hava sıcaklığı genelde hep 35 derecenin üzerindeydi. Hırvatistan’da binaların görkemli mimarisi, tarihi dokusu ve şehir meydanlarının keşfedilecek pek çok noktaya sahip olması, bizim gibi gezmeyi sevenler için büyük bir keyifti. Bu nedenle günün büyük bölümünü şehirleri yürüyerek ve gezerek keşfetmeye, bir bölümünü ise denizin tadını çıkarmaya ayırdık.

Özellikle yaz sıcağında bunaldığımız anlarda, şehirlerin deniz kıyısında olması bizim için büyük bir avantaj sağladı. Gezimize kısa bir mola verip şehir merkezlerine yakın plajlardan denize girerek serinledik, ardından yeniden sokakları ve meydanları keşfetmeye devam ettik. Böylece hem Hırvatistan’ın tarihi ve görkemli şehirlerini yakından tanıdık, hem de tatilin deniz keyfini doyasıya yaşadık. Zadar ‘da da bu şekilde üç gün geçirdik.

Zadar’ın güzelliğini en iyi hissettiğimiz yerlerden biri de deniz kıyısındaki Riva oldu. Alfred Hitchcock’un dünyanın en güzel gün batımlarından biri olarak nitelendirdiği Zadar’da, her akşam gün batımını izlemek için sahilde büyük bir kalabalık toplanıyor. Biz de burada kaldığımız üç gün boyunca bu güzel manzaraya eşlik ettik.

Gün batımının hemen yanında yer alan Güneşi Selamlama (Greeting to the Sun) ise Zadar’ın modern yüzünü gösteren oldukça ilginç bir sanat eseri. Mimar Nikola Bašić tarafından tasarlanan bu dairesel düzenek, gün boyunca güneş enerjisini depolayan 300 çok katmanlı cam panelden oluşuyor ve hava karardığında renkli ışıklarla adeta bir gösteriye dönüşüyor. Hemen yanında bulunan Deniz Orgu (Sea Organ) ise benim için daha da etkileyiciydi; denizin içine doğru uzanan merdivenlerin altında yer alan borular ve rezonans odaları, dalgaların hareketiyle farklı sesler çıkarıyor. Yani burada müziği bir sanatçı değil, doğanın kendisi yapıyor. Bu seslere gerçekten bayıldım.

Zadar, Hırvatistan
Güneşi Selamlama – Zadar, Hırvatistan
Güneşi Selamlama – Zadar, Hırvatistan
Deniz Orgu – Zadar, Hırvatistan

Bizim otelimiz tarihi şehrin tam karşısındaydı ve bir köprüden geçerek kısa sürede şehrin en güzel kısmına geçebiliyorduk. Şehrin tarihi bölümüne geçtiğimizde bambaşka bir Zadar ile karşılaştık. 1543 yılında inşa edilen Kara Kapısı, eski şehre açılan en görkemli girişlerden biri ve Venedik döneminin savunma mimarisini yansıtan önemli bir eser. Bu kapıdan içeri girdiğimizde dar sokaklar, meydanlar ve yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan yapılar arasında yürümeye başladık.

Forum – Zadar, Hırvatistan

Roma döneminden kalan Forum, 9. yüzyıldan kalma Aziz Donat Kilisesi ve çevredeki tarihi yapıların yanı sıra Beş Kuyu Meydanı da Zadar’ın Venedik döneminden kalan önemli tarihî noktalarından birini oluşturuyor. 1574 yılında, şehrin su ihtiyacını karşılamak amacıyla eski savunma hendeğinin üzerine bir sarnıç ve beş kuyu yapılmış. Günümüzde meydan, çevresindeki tarihî surlar ve Kaptan Kulesi ile birlikte şehrin geçmişini hissettiren güzel bir durak olarak karşımıza çıkıyor.

Beş Kuyular Meydanı – Zadar, Hırvatistan
Zadar, Hırvatistan

Tüm bu eserler Zadar’ın üç bin yılı aşan geçmişini bir açık hava müzesi gibi gözler önüne seriyor. Özellikle Roma kalıntılarıyla Venedik dönemine ait surların ve daha sonraki dönemlerin kiliselerinin aynı şehir içinde bir arada bulunması, Zadar’ı gezerken her köşede başka bir tarihî eserle karşılaşmamızı sağladı.

Zadar, Hırvatistan

Zadar ‘da kaldığımız ikinci günü de plaj keyfine ayırdık. Şehir merkezine oldukça yakın olan Kolovare Plajı’ndan denize girdik. Kayalık ve çakıllı kıyısı, berrak denizi ve çevresindeki hareketli atmosferiyle çok keyifli bir yerdi. Denizin ardından sahildeki bir kafede oturup bir şeyler içerek dinlendik. Şehrin tarihini keşfederken bir yandan da denize girip böyle güzel bir mola verebilmek, Zadar’ı bizim için daha da keyifli hâle getirdi. Akşam yine gün batımını izleyerek eski şehirde keyifli zamanlar geçirdik

Kolovare Plajı – Zadar, Hırvatistan
Kolovare Plajı – Zadar, Hırvatistan
Kolovare Plajı – Zadar, Hırvatistan

Plitvice Şelaleleri

Zadar’daki son günümüzde, yerel bir turla dünyanın en güzel doğal alanlarından biri olan Plitvice Gölleri ve Şelaleleri turuna katıldık. Aslında burası benim için sıradan bir gezi noktası değildi. Bundan yaklaşık 10-15 yıl önce, mektup arkadaşım bana gönderdiği bir e-postada Plitvice’nin ne kadar güzel bir yer olduğundan bahsetmişti. O günden beri burası aklımın bir köşesindeydi ve bir gün mutlaka görmek istiyordum. Yıllar sonra sonunda buraya gelmek ve bu eşsiz doğayı kendi gözlerimle görmek benim için çok güzel bir duygu oldu. Böylece uzun zamandır görmek istediğim yerler listesine bir tik daha atmış oldum.

Plitvice Milli Parkı – Hırvatistan
Plitvice Milli Parkı – Hırvatistan

Yerel rehberimiz Karlo, bizi son derece düzenli ve organize bir şekilde gezdirdi; yol boyunca verdiği bilgiler sayesinde Plitvice’nin doğal ve tarihi özelliklerini daha yakından tanıma fırsatı bulduk. Anlattıklarından ve gezi boyunca öğrendiklerimden aklımda kalanları şöyle sıralayabilirim:

Yürüdüğümüz C rotası yaklaşık 7 kilometre uzunluğundaydı ve tamamlanması yaklaşık 4–4,5 saat sürüyordu.

Rotalar, Plitvice Milli Parkı – Hırvatistan

Bu rota boyunca parkın sunduğu hemen hemen her şeyi görmek mümkün. Tüm önemli şelaleleri, Aşağı Göller ve Yukarı Göller sistemini ziyaret ettik. Yukarı Gölleri gördükten sonra dönüş yolunu sıcak havada gerisin geri yürüyemeyeceğimiz için panoramik trenle İstasyon 2’ye dönerek tamamladık.

Parkta yürürken çoğunlukla göllerin ve şelalelerin üzerine yapılmış ahşap yürüyüş yollarını kullandık. Plitvice Gölleri Milli Parkı’ndaki yürüyüş rotasında, patikaların sona erdiği noktada parkın en büyük su kütlesi olan Kozjak Gölü yer almakta. Bu noktada karşı kıyıya geçmek için alternatif bir yürüyüş yolu veya köprü bulunmadığından, ulaşım sadece teknelerle sağlanıyor.

Plitvice Milli Parkı – Hırvatistan

Zorunlu bir geçiş noktası olan bu hat, milli park ziyaretinin farklı ve aynı zamanda eğlenceli bir aşaması. Güzergahta kullanılan araçlar, koruma altındaki ekosisteme gürültü ve atık zararı vermemesi adına tamamen elektrikli teknelerden seçilmiş.

Motor gürültüsü olmadan, tamamen sessiz bir şekilde ilerleyen bu teknelerle yapılan yolculukta yeşil göllerden turkuaz renkli göllere geçerek hayranlık duygusu içinde keyifli bir yolculuk yapmış olduk.

Plitvice Gölleri’nin en etkileyici noktalarından biri olan Büyük Şelale, Hırvatistan’ın en yüksek şelalesi. Nehir yatağından zirvesine kadar yüksekliği 87 metre. Şelalenin suları Korana Nehri’ni oluşturuyor, ardından Kupa ve Sava nehirlerine katılarak Tuna Nehri’ne ulaşıyor. Tuna ise doğuya doğru ilerleyerek Karadeniz’e dökülüyor.

Plitvice Gölleri’nin karstik yapısı çoğunlukla kireçtaşı ve dolomitten oluşan Mezozoik kayaçlar üzerinde gelişmiş. Bu nedenle bölgede çok sayıda mağara bulunuyor. Bunların bazılarını yürüyüş sırasında görebildik; ancak büyük bir kısmı yer altında, hâlâ keşfedilmemiş durumdaymış.

Mağaralardan biri Šupljara Mağarası’ydı. Bir obruk tabanının çökmesi sonucunda oluşmuş. Yaklaşık 80 metre derinliğindeki mağaranın nem oranı yıl boyunca %100 seviyesinde kalıyor, sıcaklığı ise mevsim ne olursa olsun yaklaşık 10°C oluyormuş. Çok sayıda kaza yaşandığı için mağara ziyaretçilere kapatılmış.

Aşağı Göller sistemi, geçirgen kireçtaşından oluşan bir kanyon içerisinde yer alıyor. Kanyondaki kayalıkların yüksekliği bazı yerlerde 40 metreye kadar ulaşıyor.

Plitvice Gölleri, Hırvatistan’ın en eski ve en büyük milli parkı. 8 Nisan 1949’da Hırvatistan’ın ilk milli parkı ilan edilmiş, 26 Ekim 1979’da ise UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmış, 1997 yılında parkın sınırları genişletilmiş ve yüzölçümü 300 km²’nin biraz altına ulaşmış.

Plitvice Milli Parkı – Hırvatistan
Plitvice Milli Parkı – Hırvatistan
Plitvice Milli Parkı – Hırvatistan

Parkın büyük bölümü ormanlarla kaplı. En dikkat çekici bölümü olan göller ise parkın toplam alanının %1’inden daha azını kaplıyordu. Birbirine basamaklar halinde bağlanan 16 isimlendirilmiş gölden oluşan göl sistemi, Plitvice’nin en etkileyici doğal güzelliklerinden biriydi.

Parkta yapılan araştırmalarda 1.400’den fazla bitki türü ve alt türü tespit edilmiş. Bu sayı, Hırvatistan’daki bitki çeşitliliğinin yaklaşık %30’una karşılık geliyormuş.

Plitvice’nin oluşumunda en önemli doğal süreçlerden biri tüf oluşumu. Mineral bakımından zengin sulardaki kalsiyum karbonatın çeşitli yüzeylerde birikmesiyle oluşan tüf, zaman içerisinde doğal setler ve eşikler meydana getirerek göllerin oluşmasını sağlamış. Bu süreçte fiziksel ve kimyasal etkenlerin yanı sıra sudaki canlı organizmalar da önemli rol oynamış.

Plitvice Milli Parkı’nda geçirdiğimiz süre zarfında hava oldukça sıcaktı ve parkuru yürüyerek tamamlamak biraz zorlayıcı oldu. Ama değdi. Rehber bu parkın her mevsim ayrı güzellikler barındırdığını söyledi. Özellikle kışın Zadar’a kar yağmazken göller bölgesinde karın uzun zaman yerden kalkmadığını söyledi. Beyazlar içinde manzara kimbilir ne muhteşemdir. Ayrıca park 12 ay boyunca ziyarete açık.

Split – Hırvatistan

Üç gün geçirdiğimiz Zadar’ın ardından bir gece konaklayacağımız Split’e doğru iki saatlik bir otobüs yolculuğu yaptık.

Split, başkent Zagreb’den sonra Hırvatistan’ın en büyük ikinci şehri ve Adriyatik Denizi kıyısındaki en büyük yerleşimi. Tarih ile modern yaşamın iç içe geçtiği bu kıyı kenti, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan antik Roma kalıntıları ve hareketli Akdeniz atmosferiyle ünlü. Hakkını da veriyor çünkü hem yerli hem yabancı turisti ile hem de günübirlik turlar ile gelenler sayesinde şehir oldukça kalabalık.

Prokurative Meydanı – Split, Hırvatistan
Split, Hırvatistan

Otobüs tepeden inerken Split’in hemen dışında, yüksek bir kayalık üzerine kurulmuş Klis Kalesini gördük. Yüzyıllar boyunca bölgenin savunmasında önemli rol oynamış etkileyici bir Orta Çağ Kalesi bu. Ancak kaleyi bugün daha da ünlü yapan bir başka özelliği var: Game of Thrones dizisinin çekim mekânlarından biri olması. İzleyenler için, dizide Klis Kalesi, Daenerys Targaryen’in fethettiği ve yönettiği Meereen şehrini canlandırıyor. Kale surlarında ve merdivenlerinde Daenerys’in köleleri özgürleştirdiği ve Meereen’in köle sahiplerini cezalandırdığı sahneler çekilmiş.

© placesofjuma.com – Klis Kalesi, Split, Hırvatistan

Bu unutulmaz dizinin birçok sahnesi Split ve Dubrovnik’te çekildi ve etkisi azalsa da dizi hala ülke ile anılıyor. Hayranlar gelmeye devam ediyor.

Split şehri Hırvatistan’ın en tanınmış turistik noktalarından biri. Şehrin aşırı kalabalık olması biraz da gezilecek tüm mekanların, otellerin, pansiyonların, sahilin, limanınve otogarın kompakt bir şekilde bulunması. Otobüs sahildeki otogara ilerlerken neden bu otogarı en kalabalık yere yapmışlar diye düşünmeden edemedik 😊 Ayrıca limanda demirlemiş en az üç tane devasa cruise gemisi vardı, oradan inen yolcular da eklenince siz düşünün artık kalabalığı  Otogarda inip, kalacağımız lokasyona doğru ilerlerken sahilden Split manzarası sanki Nice ve Monako şehirlerini anımsattı bana. Çok havalı bir Akdeniz imajı çiziyor Split.

Riva Split, Hırvatistan
Riva Split, Hırvatistan

Bu havalı imajın en büyük parçası şehrin en önemli mekanı olan Diocletian Sarayı. İmparator Diocles tarafından inşa ettirilen saray kompleksi bugün dünyada en iyi korunmuş durumda olan geç dönem Roma mimari örneği olarak kabul ediliyor. M.Ö 295-305 yılları arasında yapılmış ve 30 bin metrekare üzerine inşa edilmiş.

Persitil Meydanı, Hırvatistan

Sarayın dört yönünde, antik dünyanın metallerinden adını alan dört büyük kapı var.

1. Altın Kapı (Porta Aurea): Kuzeyde, imparatorun şehre giriş yaptığı en ihtişamlı kapı.

2. Gümüş Kapı (Porta Argentea): Doğuda, bugün rengarenk yerel pazar alanına açılan kapı.

3. Demir Kapı (Porta Ferrea): Batıda, yüzyıllardır hiç kapanmadan kesintisiz kullanılan tek giriş.

4. Tunç Kapı (Porta Aenea): Güneyde, antik dönemde doğrudan denize ve limana açılan kapı.

Split, Hırvatistan
Split, Hırvatistan

Saray sadece müze değil; içinde evler, dükkânlar, restoranlar ve yaklaşık 3.000 kişiyi barındırıyor ve UNESCO Dünya Mirası Listesinde. Bu devasa antik Roma yapısı, içinde insanların yaşadığı, çamaşırların asıldığı ve dar sokaklarındaki kafelerinden taze kahve kokularının yükseldiği, tarihle hayatın iç içe geçtiği yaşayan bir kent.

Ara sokaklarda kaybolmak – Split, Hırvatistan

“Eyvah! Biz birbirinden güzel bu sokakların hepsini nasıl içimize sindire sindire gezeceğiz?” heyecanını yaşarken, birkaç saat içinde kendimizi aynı sokaklardan defalarca geçereken bulunca, bir oh çektim 😊 Çok fazla farketmem gereken detay olunca hiç birini kaçırmak istemediğim için biraz telaş yaptım 😊

İmparator Diocletianus’un MS 305 yılında emeklilik konutu olarak inşa ettirdiği sarayın kalbi sayılan devasa Korint sütunlarıyla çevrili Peristil meydanında yürümek, orijinal yapısını koruyan en eski katedral olan Aziz Domnius’un gölgesinde soluklanmak ve 3500 yıllık siyah Mısır sfenksine bu kadar yakın olmak çok güzel bir duyguydu.

3500 yıllık siyah Mısır sfenksi, Split, Hırvatistan

Bu arada burası aynı zamanda Game of Thrones dizisinde kölelerin zincirlerini kıran Daenerys Targaryen’ın Meereen şehrine ev sahipliği yaptığı için fantastik bir atmosfere de sahip. Sarayın yeraltı mahzenlerine indiğimizde, Khaleesi’nin ejderhalarını zincirlediği o karanlık, nemli zindanların loş ışıklı koridorlarında yürümek de çok heyecan vericiydi. Bu arada dizinin popülaritesi hala devam ediyor, ancak elbette ki diziden bağımsız olarak Split, başlı başına zaten gezdikçe sizi içine çeken muhteşem bir tarih sahnesi.

Game of Thrones Müzesi, Split, Hırvatistan
Sarayın dehlizleri, Split, Hırvatistan

Split’teki tarihi gezimize sıcak hava muhalefeti yüzünden gün batımına kadar ara verdik, sıcak havayı biraz atlatıp akşam tekrar tarih, mekanlara dönmek üzere deniz kenarına indik. Taş binaları kadar sahil şeridiyle de bizi kendine hayran bıraktı. Eski şehir merkezine ve limana yürüyerek sadece birkaç dakika mesafede olan, Split’in en ünlü plajı Bacvice Plajı’na gittik. Hırvatistan genelindeki taşlık sahillerin aksine deniz tabanı kumdu ve denizi oldukça sığ idi. Çok kalabalık ve hareketliydi. Hemen devamında Ovcice Beach var. Hem çakıl taşlı, hem de beton platformları var.

Bacvice Plajı, Split, Hırvatistan

Split’te kaldığımız otelden yalnızca iki dakikalık yürüyüş mesafesinde bulunan Marmontova Caddesi, şehrin en hareketli ve sevdiğimiz noktalarından biri oldu. Tarihi Varoš bölgesinde konaklamamız da burayı keşfetmemizi oldukça kolaylaştırdı. Dar taş sokakları ve eski taş evleriyle Varoš, Split’in geçmişten günümüze korunmuş en karakteristik mahallelerinden biri.

Otelimizden çıkıp kısa bir yürüyüşle ulaştığımız Marmontova ise mağazaları, kafeleri ve hareketli atmosferiyle tarihi dokunun modern yüzünü yansıtıyordu. Caddenin sonunda karşımıza çıkan ve ilk bakışta küfürlü bir el hareketini andıran meşhur çeşme ise bizi gülümsetti. “Figa” olarak bilinen bu el işareti, aslında Hırvat kültüründe kötü şansa ve zorluklara karşı korunmayı, direnç göstermeyi simgeliyor. Böylece Marmontova, alışverişi ve hareketli atmosferinin yanı sıra bize küçük ama eğlenceli bir Split hikâyesi de bırakmış oldu.

Paylaşmak ister misiniz?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir