Adriyatik’e Uzanan Yolculuğumuz

Astypalea: Kelebek gibi bir Yunan Adası

24/07/2026

Astypalea: Kelebek gibi bir Yunan Adası

24/07/2026

Dubrovnik – Hırvatistan

Üç gün geçirdiğimiz Dubrovnik, gezimizin en güzel duraklarından biri oldu. Biz oradayken Avrupa’yı etkisi altına alan çok sıcak bir hava vardı ve gerçekten bunaltıcıydı. Buna rağmen Dubrovnik’in tarihi atmosferinin içinde dolaşmak, sıcağın etkisini bir nebze olsun unutturdu. Daha önce bu şehri kış aylarında da görmüştük. Bu nedenle yazın Dubrovnik’in ne kadar kalabalık olabileceğini açıkçası tahmin etmemiştik. Split’ten iki saat süren rahat bir otobüs yolculuğu ile vardığımız Dubrovnik’te sıcağa rağmen hemen gezmeye başladık. Her fırsatı değerlendirdik çünkü Dubrovnik’i merkez alarak geçireceğimiz günlerin ikisi için başka planlarımız vardı.

Dubrovnik’ten Mostar ve Kravica Şelalelerine

Dubrovnik’teki ikinci günümüzde, hem biraz nostalji yapmak hem de daha önce görmediğimiz yerleri keşfetmek için çok keyifli bir yerel tura katıldık. Dubrovnik’ten yaklaşık iki saatlik bir yolculukla Hırvatistan’dan çıkıp Bosna-Hersek’e geçmek, gezimize bambaşka bir renk kattı. Mostar’ı çok sevdiğimiz için yeniden görmek bizim için ayrıca güzeldi. Yol boyunca rehberimizin anlattıkları sayesinde geçtiğimiz bölgelerin tarihini, kültürünü ve insan hikâyelerini dinledik; farklı ülkelerden gelen insanlarla aynı turu paylaşmak da yolculuğu daha keyifli hale getirdi.

Kravica Şelaleleri – Bosna Hersek

İlk durağımız Kravica Şelaleleri oldu. Bosna-Hersek’in Hersek bölgesindeki bu doğal güzellik, Trebižat Nehri’nin oluşturduğu, yemyeşil doğanın ortasında sıralanan büyüleyici şelalelerden oluşuyor.

Kravica Şelaleleri, Bosna Hersek
Kravica Şelaleleri, Bosna Hersek

Suyun kayaların üzerinden dökülerek oluşturduğu turkuaz renkli gölet, özellikle sıcak bir yaz gününde hakikaten de serinlemek için davetiye çıkarıyordu. Aşırı kalabalık olması kötüydü, o sıcakta insanların bu alanı serinlemek için kullanmak istemesi elbette çok doğal ama bu bence kirliliğe yol açıyor. Keşke Plitvice Şelaleleri gibi sadece gezmeye izin verilen bir bölge olsaydı. Havanın çok sıcak olması turun tek dezavantajıydı; ama şelalelerin serinliği ve manzarası bu yorgunluğu fazlasıyla unutturdu.

Kravica Şelaleleri, Bosna Hersek

Bazen bir seyahatte gördüğünüz bir yer sadece güzel olduğu için değil, o anda hissettirdikleriyle hafızanızda kalıyor. Kravica da bizim için böyle bir yer oldu. Zaten bu duygular değil mi insanı defalarca seyahat etmeye iten?

Neretva Nehri, Bosna Hersek

Mostar – Bosna Hersek

Şelalelerin ardından Mostar’a geçtik. Şehrin simgesi olan Stari Most (Mostar Köprüsü), Neretva Nehri’nin iki yakasını birleştiriyor. 16. yüzyılda Osmanlı döneminde Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından inşa edilen köprü, 1993’te savaş sırasında yıkılmış ve daha sonra aslına uygun şekilde yeniden inşa edilerek 2004 yılında tekrar açılmış.

Bugün UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan köprü, Mostar’ın yalnızca mimari simgesi değil, aynı zamanda şehrin geçmişiyle bugününü birbirine bağlayan güçlü bir sembolü. Köprüden aşağıya baktığınızda zümrüt renkli Neretva’yı görmek, çevredeki taş yapılar ve Osmanlı izleriyle birlikte, insan o dönemlere ışınlanıyor.

Mostar, Bosna Hersek
Mostar Köprüsü, Mostar, Bosna Hersek

Mostar’ın dar taş sokaklarında yürürken Kujundžiluk Çarşısı, geleneksel el sanatları dükkânları, bakır işlemeleri, hediyelik eşyaları ve küçük kafeleriyle şehrin tarihî atmosferini tamamlıyor.

Daha önce burada bulunmuş olmak, bu kez gördüğümüz her şeyi daha farklı bir gözle değerlendirmemizi sağladı. Bir şehri ikinci kez ziyaret etmek bazen ilkinden daha güzel oluyor; çünkü artık nerede duracağınızı, hangi sokağa sapacağınızı ve hangi manzarada biraz daha fazla kalmak isteyeceğinizi biliyorsunuz.

Mostar, Bosna Hersek
Mostar’da olmanın en güzel hali buz gibi suya girmek 😊

Počitelj – Bosna Hersek

Turumuzun son duraklarından biri ise Počitelj oldu. Neretva Vadisi’nin yamaçlarına kurulmuş bu tarihî köy, taş evleri, dar sokakları, eski camisi ve tepedeki kalesiyle bir açık hava müzesi gibi. Osmanlı döneminden izler taşıyan bir köy. Küçük bir köy olduğu için yarım saat bir yol üstü durağı gibi düşünülebilir.

Poçitel’de dolaşırken ilk dikkatimi çeken şey, taş evleri ve Osmanlı döneminden kalan yapıları oldu. Kasabanın bugün gördüğümüz tarihî dokusunun büyük bölümü XVIII. yüzyılda, buranın önemli bir kaptanlık merkezi olduğu dönemde şekillenmiş. Evlerin arasında en dikkat çekici yapılardan biri ise Gavran Kaptan Konağı. Büyük ve gösterişli yapısıyla diğer evlerden hemen ayrılıyor.

Pocitel, Bosna Hersek

1878 yılında Bosna-Hersek’in Habsburg yönetimine geçmesiyle, Poçitel eski önemini kaybetmeye başlamış. XX. yüzyılın ortalarında neredeyse terk edilmiş bir kasabaya dönüşmüş. Daha sonra başlatılan restorasyon çalışmalarıyla yeniden hayat bulmuş ve farklı ülkelerden sanatçıların geldiği bir sanatçı kolonisine dönüşmüş. Medrese ve İbrahim Paşa Kervansarayı restore edilerek bugün kullanılan mekânlara dönüştürülmüş, tarihî evlerin bir kısmı da otel ve pansiyon olarak yeniden düzenlenmiş.

Poçitel’in tarihindeki en acı dönem ise Bosna Savaşı olmuş. Savaş sırasında kasabanın Müslüman nüfusu yerinden edilmiş ve Hacı Ali Camii de büyük zarar görmüş. Minarenin bombalanması sonucu caminin kubbesi ve giriş bölümündeki kubbelerden biri de yıkılmış. Tarihî evlerin çoğu da zarar görmüş veya tamamen yıkılmış. Buna rağmen medrese, kervansaray, hamam ve saat kulesi gibi bazı yapılar ayakta kalmayı başarmış.

Savaşın ardından Poçitel yeniden restore edilmeye başlanmış. Hacı Ali Camii 2003 yılında eski görünümüne kavuşturulmuş, tarihî evlerin önemli bir bölümü de onarılmış. Bugün Poçitel’in taş sokaklarında yürürken hem Osmanlı döneminin izlerini hem de geçirdiği zor yılların hikâyesini aynı anda görmek mümkün. Bana göre kasabayı özel yapan da tam olarak bu; küçük bir yerde, yüzyıllar boyunca biriken tarihin hâlâ bu kadar canlı şekilde hissedilebilmesi.

Böylece Dubrovnik’ten başlayan bu kısa kaçamakta doğasıyla Kravica’yı, tarihiyle Mostar’ı, taş sokakları ve Osmanlı mirasıyla Počitelj’i aynı güne sığdırdık.

Hava ne kadar sıcak ve yorucu olursa olsun, Dubrovnik’e geri döndüğümüzde iyi ki bu ülkeye tekrar ayak basmak kısmet oldu diye düşünüp mutlu olduk.

Paylaşmak ister misiniz?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir