
Kuzey Fransa, Normandiya ve Bretanya
10/02/2026
Yambol Kukeri Rehberi
Yambol’da düzenlenen Kukerlandia, Bulgaristan’ın en büyük ve en prestijli maske festivallerinden birisi. Yambol’daki festivalin en özel yanı ise sadece bir gösteri değil, yaşayan bir tarih olmasıdır.
Bulgaristan’ın Yambol kentinde düzenlenen 27. Uluslararası Kukeri Maske Festivali, 26 Şubat – 1 Mart 2026 tarihleri arasında gerçekleşti. Festivalin en yoğun katılım gördüğü ve büyük maskeli kortej yürüyüşlerinin yapıldığı ana etkinlik günü ise 28 Şubat 2026 Cumartesi günüydü.
Sadece Bulgaristan’dan değil; Türkiye (özellikle Edirne ve Kırklareli), Romanya, Yunanistan ve Makedonya’dan gelen binlerce turist Yambol’a akın ediyor yılın bu zamanında. Biz de sevgili dostlarımız Zuhal ve eşi Ersin ile birlikte 28 Şubat 2026 tarihinde oradaydık. Süha Zuhal Kılıç zaten bencetatil.com yazarlarından, biliyorsunuzdur – hatta Kukeri Festivalini bize yıllar önce sitemize yazı yazarak ilk o tanıtmıştı. (Yazısı burada.)
Biz Yambol’a vardığımızda, şehir merkezi tam anlamıyla bir açık hava müzesine dönüşmüştü.



Bu seneki festivali anlatmadan önce Kukeri geleneğinden bahsedeyim biraz.
Kukeri Geleneği: Kötülüğü Kovan Maskeler 👹
Kukeri, antik Trakya dönemine kadar uzanan, pagan kökenli bir bahar ve bereket ritüelidir. Bulgaristan, bu geleneği uluslararası bir karnavala dönüştüren ana ülkedir.
Romanya’da bu gelenek özellikle Kuzey Bukovina ve Boğdan (Moldova) bölgelerinde çok canlıdır.
Kuzey Yunanistan’ın Makedonya ve Doğu Makedonya/Trakya bölgelerinde de antik Trak kökenli bu ayinler hâlâ yaşatılmaktadır.



Kukeri, temelde kışın bitişini, baharın gelişini ve doğanın uyanışını müjdeleyen bir “arınma” ritüeli olarak biliniyor.
- Amaç: Korkutucu maskeler ve devasa çanlarla (chanove) gürültü yaparak kıştan kalan kötü ruhları, hastalıkları ve uğursuzluğu kaçırmak; toprağa bereket, hanelere sağlık getirmek.
- Kostümler: Genellikle keçi veya koyun postundan yapılan, ağırlığı bazen 50 kiloyu bulan devasa kostümler giyiliyor.
- Maskeler: Her biri el yapımı olan maskelerin üzerindeki aynalar nazarı savuştururken, kırmızı renk yaşamı, beyaz saflığı, siyah ise toprağı temsil ediyor.
2026 Yambol Kukerlandia
2026 yılında Bulgaristan’ın Yambol (Yanbolu) şehri, her yıl olduğu gibi mistik bir atmosfere bürünmüştü. Biz de oyun parkına gitmiş çocuklar gibi şendik :)


2026 Kukeri Festivalinden Öne Çıkanlar
- Devasa Maskeler: Yambol’un ikonikleşmiş devasa “kuker” heykelleri şehir parkında sergilendi. Bu dev maskelerin arasından geçmek, festivalin “şans getirdiğine” inanılan ritüellerinden biriydi.
- Ritüel Yarışmaları: Farklı köylerden gelen gruplar (cheta), kendilerine özgü koreografileri ve tiyatral gösterileriyle jüri önünde yarıştı. Pullukla toprak sürme, tohum ekme ve “gelin-damat” oyunları gibi tarımsal sembolizm içeren sahneler büyük ilgi gördü.
- Çanların Senfonisi: Şehrin her köşesinde yankılanan binlerce ağır metal çanın sesi, ziyaretçiler için hipnotik bir deneyim yarattı. İnanışa göre bu ses ne kadar güçlüyse, kötülük o kadar uzağa kaçarmış.





Böyle bir festivali sadece fotoğraflamak olmaz diyerek epey video çektik. Sizlerle de paylaşayım.
Uluslararası olan bu festivale Türkiye’den de katılım oldu. Aşağıdaki videoda folklor ekibimizi görebilirsiniz.
Bu arada bizi en mutlu eden şeylerden biri de 28 Şubat 2026’da gittiğimiz bu festivale, Romanya’nın Ayı Dansçılarının da katılması oldu.
Ayı Dansı nedir?
Her kış, Romanya’da Noel ve Yeni Yıl arasında, zamanın ölümünü ve yeniden doğuşunu simgeleyen yıllık Ayı Dansı ritüeli gerçekleşir. Her yaştan erkek ve kadın, kötü ruhları kovmak ve yeni yılı iyiliklerle karşılamak için ayı postu giyerler. Dansçılar güm güm güm diye ortalığı inleten vurmalı çalgıların ritmiyle dans ederek kötü ruhları kovalarlar.



Bu yıl, hem Romanya’da hem de Bulgaristan’da bu ritüeli deneyimleme şansımız oldu ve biz de kovalamak istediğimiz kötü ruhlara “kış kış” yaptık elbette ki.


Festival Alanı
Festival etkinlikleri, doğrudan Tunca Nehrinin (Tundzha) oluşturduğu bir ada üzerinde yer alan Yambol Şehir Parkında (Gradski Park) düzenleniyor. Tunca Nehri parkın etrafını sardığı için festival alanı aslında bir nehir adası üzerinde. Ziyaretçiler parka asma köprülerden geçerek giriş yapıyor. Festivalin en renkli anları ve kortej geçişleri, nehir kenarındaki bu parkın geniş yürüyüş yollarında ve parkın hemen girişindeki tarihi Bedesten (Bezisten) meydanında gerçekleşiyor.





Öğleden sonra bir ara Kukeri Festivalinin olduğu parktan nehrin karşı tarafına geçip bir kafede kahve içelim dedik, böylece bütün gün ayakta duracak enerjiyi kazanalım biraz diye düşündük :)
Marteniçka’sız Bahar Olmaz
Kahve molası için festival alanından ayrılınca, Marteniçka satılan yerleri de gezdik ve dostlarımıza vermek üzere Martençkalarımızı da aldık tabii ki.



Kukeri ve Marteniçka arasında bir alaka var mı diyecek olursanız, evet var.
Kukeri ve Marteniçka, aslında aynı kökten beslenen, birbirini tamamlayan iki kardeş gelenek gibi. Yani Yambol’da Kukerlerin arasında Marteniçka satılması tesadüf değil, tam bir zamanlama uyumudur.
İşte aralarındaki o sıkı bağ:
1. Zamanın Kesişme Noktası: “Baba Marta”
Kukeri festivalleri (özellikle Yambol’daki Kukerlandia) genellikle Şubat sonu veya Mart başında gerçekleşir. Bu tarih, Bulgar kültüründe kışın bitip baharın başladığı, “Baba Marta” (Marta Nine) dönemine denk gelir.
- Kukerlerin görevi: Gürültüyle kışı ve kötü ruhları “kovmaktır.”
- Marteniçkanın görevi: Gelen baharı ve yeni hayatı “karşılamaktır.” Yani Kuker yolu temizler, Marteniçka ise o temiz yola sağlık ve bereket eker.
2. Ortak Renk Sembolizmi (Kırmızı ve Beyaz)
Kuker maskelerinde ve kostümlerinde en baskın renkler kırmızı ve beyazdır; tıpkı Marteniçkalarda olduğu gibi.
- Beyaz: Saflığı, masumiyeti ve yeni başlangıçları temsil eder.
- Kırmızı: Yaşam enerjisini, kanı, sağlığı ve kötülükten korunmayı simgeler. Kuker kostümündeki bir kırmızı yün parçasıyla, bileğine taktığın o kırmızı-beyaz bileklik aslında aynı koruyucu kalkanın parçalarıdır.
3. Arınma ve Korunma Ritüeli
İki gelenek de “geçiş dönemi” ritüelidir. Eski Balkan inanışına göre mevsim geçişleri (kıştan bahara), kötü ruhların en aktif olduğu tekinsiz zamanlardır.
- Kukerler bu ruhları korkutarak uzaklaştırır.
- Marteniçkalar ise kişiyi bu ruhlardan tılsımla korur.
Yambol festivalinde bir yandan o devasa çan seslerini duyup, bir yandan tezgahtaki o güzelim Marteniçkalara bakmak, kaosun içindeki huzuru ve umudu temsil ediyor gibiydi.




Marteniçka Geleneğinin Temel Kuralları
Bu bilekliği sadece takmak yetmez, geleneğin ruhunu yansıtan birkaç tatlı “kuralı” vardır:
- Satın Alınmaz: Marteniçka genellikle bir başkası tarafından size hediye edilmelidir. Bu, sevgi ve iyi dilek paylaşımıdır.
- Dilek Tutulur: Bileklik ilk takıldığında bir dilek tutulur.
- Çıkarma Zamanı: Marteniçka kolda sonsuza kadar kalmaz. Kırlangıç veya leylek görünceye kadar takılır.
- Doğaya Dönüş: Kuşları görünce bileklik çıkarılır ve çiçek açmış bir ağaç dalına bağlanır. Böylece dileğin gerçekleşeceğine ve doğanın canlanışına eşlik edildiğine inanılır.
Küçük bir not: Bazı yörelerde marteniçka bir taşın altına da konulabilir. Ertesi gün taşın altına bakılır; eğer orada karınca veya böcek varsa, o yılın bereketli geçeceği söylenir.
Bence bir kış vakti bu değişik festivale katılın, epey farklı bir eğlencenin içinde bulacaksınız kendinizi. Bu festival alanında aynı noel marketleri zamanında olduğu gibi yeme-içme ve hediyelik eşya standları ile yöresel zeytinyağı, bal ve el yapımı eserler satan standlar da kuruluyor. Yani biraz festivali seyredip, biraz da onları gezerek tüm gün değişik bir şekilde geçiyor.


Buraya günübirlik tur düzenleyen şirketler de var, festivali seyredip, bu atmosferi deneyimleyip akşam evinize dönebilirsiniz. Bu turlar genellikle Çorlu ya da Keşan kalkışlı oluyor. 2026 yılındaki festival için ücretler 25 – 35 Euro arasında değişiyordu.


Festivalden birkaç video daha paylaşayım…
Biz Yambol festivalini sonuna kadar seyredip, oradan Burgas şehrine gittik. Akşam yemeğini Burgas şehrinde Bulgaristan’ın meşhur Happy isimli restoranında yedikten sonra yorgun ama mutlu bir şekilde otelimize geçtik.


Ertesi gün de kahvaltı sonrası Burgas sahilinde ve merkezinde sabah yürüyüşü yapıp, bir kafede kahve-kek molası verdikten sonra eve dönüş yoluna geçtik.








İstanbul Üniversitesi İngiliz Filolojisi mezunu. İstanbul Teknik Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu Okutmanı. Öğretmenlik, çevirmenlik, editörlük, yazarlık hepsi denendi ama tabii yetmedi, sürekli yeni ve farklı bir şey yapma arzusu ile ortaya karışık aktiviteler eklendi. Tiyatro kurslarına gitmeler, dublaj dersi almalar, falan filan. Belki de Yay burcu olması nedeniyle haddinden fazla meraklı ve kesinlikle her türlü makul sınırın çok ötesinde gezip tozma, keşfetme delisi. Kendisi gibi gezgin ruhlu Hür Tavaşoğlu ile evli. Evli ama çocuksuz : ) "Bence tatil bana özel, biraz değişik, biraz da sürprizli olmalı" diyerek başladığı ve gezilerini anlattığı “Bence Tatil” sitesi Hürriyet Gazetesinin 2013 Bumerang Blog/Websitesi Yarışmasında birinci oldu. Öğretme ve anlatma meraklısı olduğu için her konuda ille de söyleyecek birşeyi var. O yüzden de bu sitede kendisinden sadece gezi yazıları değil, kah kitap yorumu, kah film veya dizi tavsiyesi de bulabilirsiniz, şaşırmayın.































































































































































































































































































