5 Günlük Roma tatili – Bölüm 2: Roma Şehir Turu

5 Günlük Roma tatili – Bölüm 1: Pompeii Turu
29/02/2024
5 Günlük Roma tatili – Bölüm 3: Vatikan
28/03/2024
5 Günlük Roma tatili – Bölüm 1: Pompeii Turu
29/02/2024
5 Günlük Roma tatili – Bölüm 3: Vatikan
28/03/2024

Roma tatili gezi notlarımız

Önceden yapılan rezervasyonlar ve alınan biletler ile İtalya’ya vardığımız gibi ayağımızın tozu ile Pompeii ve Vatikan Müzeleri’ni gezerek ilk iki günü geride bıraktıktan sonra sıra Roma’yı yürüyerek karış karış gezmeye gelmişti. Eğer önceden rezervasyon yaptırmayı düşünüyorsanız biletler öyle hızlı tükeniyor ki dikkat edin. Biz de o nedenle son iki gün gideriz dediğimiz Pompeii ve Vatikan Müzesi’ne ilk iki gün gitmiş olduk. Seçilmiş tarihlerden dolayı da Roma’yı gezmek son iki güne kaldı.

Pompeii yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Vatikan ve Trastevere gezimizin notları ise burada.

Roma’da metro hattı kolay anlaşılır bir yapıda ve ayrıca bizim gezmek istediğimiz tüm yerler ile merkez tren istasyonu Termini de kırmızı hat üzerindeydi. Zaten her yer birbirine yakın olduğu için tüm şehir yürüme hızı ve yorulma durumunuza bağlı olarak büyük oranda bir günde gezilebilir. Bu arada Fiuimicino Havalimanına indiğiniz zaman şehre gelip istediğiniz yere gitmek için en mantıklı yol ister tren, ister metro, isterseniz de otobüs ile önce Termini’ye gelmek.

Roma Tatili Roma Metro Haritası
Roma metro ağı oldukça kolay

Roma‘yı gezmeye başlamak için biz Piazze del Popola Meydanını seçtik ve yürüyüşümüze oradan başladık.

İsminin anlamı ‘Halk Meydanı’ olan meydan, kentte düzenlenen kutlama, konser ve festivallere ev sahipliği yapıyor. Biz oradayken de bir konser vardı hatta. Çok sayıda restoran, kafe ve dükkan ile çevrili olan meydanın kalbinde yer alan dikilitaş ve meydanın kuzeyinde konumlanan Porta del Popolo yani Popola Kapısı görülmesi gereken iki nokta. Meydan adını, Neron’un bölgede gezdiği söylenen hayaletini defetmek amacıyla Neron’un mezarının yerine yaptırılan Santa Maria del Popol Kilisesi’nden aldığı söyleniyor. Ayrıca meydanda Leonardo Da Vinci Müzesi var.

Piazza del Popola, Roma
Piazza del Popola

 Piazza Del Popolo Meydanından Corso Caddesi boyunca aşağı doğru yürüdüğümüzde Piazza del Spagna, yani İspanyol merdivenlerinin de bulunduğu meydana geliyorsunuz. Burası kentin en pahalı alışveriş merkezi olarak da adlandırılıyor. Bir yanda iğne atsan yere düşmeyen alışveriş caddeleri, bir yanda da turistlerin ve yerel halkın vakit geçirdiği İspanyol merdivenleri Roma ‘nın simgelerinden ve en çok sevilen buluşma noktalarından biri. Basamaklar üç görkemli sıra halinde 14. yüzyıl tarihli Trinita Dei Monti isimli Fransız kilisesine çıkıyor. İspanyol merdivenlerinin dibinde batık bir gemi şeklinde mermer çeşme Fontana della Barcaccia yer alıyor. Merdivenlerde oturmak yasaktı, o yüzden biz de tepeden şehir manzarasını izleyip, fotoğraflarımızı çektikten sonra Trevi Çeşmesi’nin yolunu tuttuk.

İspanyol Merdivenleri, Piazza del Spagna, Roma
Piazza de Spagna, Roma

İspanyol merdivenlerinden yürüyerek meşhur Trevi Çeşmesine vardık. Roma’nın simgelerinden olan bu çeşme çok görkemli ve çok devasa, ancak bulunduğu meydana sıkışmış kalmış gibi. Onca insan kalabalığından dolayı bir an önce görüp, fotoğraf çekip, dileğimizi dileyip gidelim dedik. Adet yerini bulsun diyerek sağ elimizle sol omzumuzun üzerinden paramızı atarak dileğimizi diledik.

Trevi Çeşmesi’nden sonra yürüyerek benim için Roma’da en önemli eserlerden biri olan Pantheon’a vardık. Şansımıza o gün Pantheon’a giriş ücretsizmiş. Biz de bir süre kuyruk bekledikten sonra içeri girdik.

Pantheon (ve kalabalığı 😊), Roma

Eski Roma’nın en iyi korunmuş anıtı unvanını taşıyan Pantheon, aslında bir pagan tapınağı olarak yaptırılmış ve “Bütün Tanrıların Tapınağı” adı verilmiş. 7. yüzyılda kiliseye dönüştürüldükten sonra da günümüze kadar özenle korunmuş. 43 metrenin üzerindeki çapıyla hiçbir sütun ya da destekleyici bir parça olmadan duran kubbe eşsiz bir mühendislik harikası. Bugün Pantheon, adı Basilica di Santa Maria ad Martyres olan bir Katolik kilisesi. Zaman içinde yapıda birçok değişikliğe gidilmesine rağmen tapınağın cephesini süsleyen Latince yazıt, kurucusunu hatırlatıyor.

Pantheon, Roma
Pantheon Kubbesi “Oculus”, Roma

İçeride Büyük Rönesans sanatçısı Raphael’in mezarını, gökyüzüne açılan kubbedeki delik Oculus’u ve şimdiye kadar yapılmış en büyük kubbeli mimariyi görmek harika. Ayasofya’daki atmosferi hissettim burada. Zaten benziyorlar.

Sokaklarda geze geze, tarihi noktaları birer birer geride bırakarak artık şu meşhur Kolezyumu da görelim diyerek, sonunda Kolezyumun yolunu tuttuk. Dediğim gibi ilk görmek istediğim en sona kaldı 😊

Kolezyum ile ilk göz göze geldiğimiz an 😊

Bir insan selinin aktığı Kolezyum’u uzaktan gördüğümde Roma’nın bu kadar çok turist çekmekte haklı olduğunu anladım. O dönemde böyle devasa bir yapının nasıl yapılmış olduğunu düşünmek ve bunları inşa edenlerin de o dönemin köleleri olduğunu bilmek bana çok heyecan verdi. Avrupa’da 3 tane kolezyum var. Bir tanesi Verona’da, bir tanesi Roma’da bir tanesi de Hırvatistan’ın Pula kentinde. En önemli olanı en son görsem de, üçünü de görmüş olma şerefine ulaştım 😊

Kolezyum, Roma
Kolezyum, Roma

Hepsi birbirinden değerli olsa da bir kilise, bir çeşme değil de, Roma deyince insanın aklına neden Kolezyum gelir? Çok basit, çünkü Kolezyum ebediyetin simgesi gibi. Eski bir Anglo Sakson kehaneti şöyle der: Kolezyum ayakta kaldıkça Roma da yaşayacak, Kolezyum yıkıldığında Roma da yıkılacak ve Roma yıkıldığında dünya yıkılacak.

Gösterişli yapı 57 metre yüksekliğinde olup, İtalya’nın dört bir yanındaki taş ocaklarından elde edilen traverten mermeri kullanılarak inşa edilmiş. İsa’dan sonra 72- 80 yılları arasında köleler ve mahkumlar tarafından inşa edilen 50.000 izleyici alabilecek kapasitede bir yapı. Gladyatörler aslında suçlular, savaş esirleri ve kölelerden oluşuyormuş ve gerçeğin aksine Kolezyumda Hristiyanların aslanların önüne atıldığını destekleyen tarihi bir kanıt bulunmuyormuş. Kolezyum’un bazı taşları eksik, bunun sebebi çeşitli papalar ve prensler Kolezyum’un değerli mermer kaplamalarını metal süslemelerini kendi kiliselerinde ve saraylarında kullanmak üzere söktürmüşler.

 Kolezyum’da bilet kuyruğu diğer yerlerde gördüğümüzden kat kat fazlaydı. Ben önceden bilet alamadım çünkü önceden bilet almak için belirtilen saatler ve tarihler bize uymuyordu. Biz de Kolezyum’u dışarıdan görmekle yetindik. Eğer Kolezyum için kombine bilet alırsanız yakınlardaki Roma Forumu ve Palatine Tepesini de aynı biletle gezebiliyorsunuz. Kolezyum’un hemen yakınında Konstantinus Takı var.

Konstantin Tak’ı, Roma

 Eski Roma kalıntılarının bulunduğu bir kısım zaten Roma Şehri’nin büyük bir kısmını kaplıyor. Şehir adeta bir açık hava müzesi.

Roma Forum, arkada Victoria Emanuel Anıtı, Roma
Roma Forum
Roma Forum
Marcellus Tiyatrosu, Roma

Roma’da yürürken Kolezyum’a benzerliği sebebi ile Yahudi Kolezyumu olarak da anılan Marcellus Tiyatrosu’nu da gördük. Apollon Sosianus Tapınağı’na yakın bir konumda olan antik tiyatronun inşa emrinin Sezar tarafından verildiği rivayet edilmekte. Marcellus Tiyatrosu, erkenden ölen yeğeni Marcellus’a ithafen Augustus tarafından tamamlanmış. Tiyatro yerden 32 metre yükseklikte yer almakta ve 15.000’den fazla kişiyi ağırlama kapasitesine sahip.

Porticus Octaviae, Roma

Roma Forum’dan sonra kesin görmeliyim dediğim ve gitmeden önce rehber kitaptan öğrendiğim “Gerçeğin Ağzı” heykelini görmek üzere Santa Maria in Cosmedin Kilisesi’nin yolunu tuttuk. Efsaneye göre 12. yüzyıldan kalma mermer surat “Bocca della Verita”, açık ağzına elini sokup yalan söyleyenlerin parmaklarını kopartıyormuş 😊 Yalan söyleyenleri bilmem ama “eee yeter bıktım sizden” diyerek fotoğraf çektirmek için bekleyen onca turistin elini ısırsa ne komik olurdu.

Bocca della Verita, Santa Maria in Cosmedin Kilisesi, Roma

Santa Maria in Cosmedin Kilisesi’ninden önce, “Cavalieri Malta”, yani Malta Şövalyeleri Villası’nın kapalı duran bahçe kapısındaki anahtar deliğinden bakmak üzere villaya vardığımızda yine uzun bir fotoğraf kuyruğu görünce vazgeçtik. Buranın özelliği, anahtar deliğinden bakıldığında San Pietro Bazilikası’nın kubbesinin mükemmel bir fotoğraf çerçevesi içinde görülüyor olması idi. Uzun kuyrukta beklemeyip, biz de yakınlardaki Santa Sabina Bazilikası’nın bahçesinden şehir manzarası izledik.

Santa Sabina Bazilikası’nın bahçesinde çeşme detayı, Roma
Roma

İtalya deyince benim aklıma her zaman Pinokyo da gelir 😊 Çocukluğumdan beri çok sevdiğim Pinokyonnun, hem kitabı, hem de 1940 yapımı Disney çizgi filmi ile benim kalbimde yeri ayrıdır. Bu yüzden de İtalya’da Pinokyo ile ilgili vitrinler ve hediyelik eşyalar her zaman beni mutlu etmiştir 😊

Pinokyolar 😊

Roma’daki tüm meydanlar güzel ama biz Piazza del Navona‘yı ayrı sevdik. Meydanda yer alan 3 çeşmenin en ünlüsü Bernini tarafından tasarlanan Dört Nehir Çeşmesi. Çeşmenin hemen arkasında Sant Agnese in Agone Kilisesi yer alıyor. Roma’nın en ünlü kiliselerinden olan San Luigi dei Francesi ise hemen binaların arkasında yer alıyor. Navona Meydanı’nın etrafında yer alan binaların çoğu ise 16 ve 17. yüzyıllardan kalma.
Dört Nehir Çeşmesi (Fontana dei Quattro Fiumi), İtalyan sanatçı ve mimar Gian Lorenzo Bernini’nin dünyanın dört büyük ırmağı olan Nil, Rio de la Plata, Ganj ve Tuna’dan ilham alarak tasarladığı bir çeşme.

Piazza del Navona , Roma
Piazza del Navona, Roma

Ömür biter İstanbul ve Roma bitmez, bir sonraki sefere görüşmek üzere Roma 😊

5 Günlük Roma tatili – Bölüm 2: Roma Şehir Turu

Roma Konaklama

Roma şehrindeki otel seçenekleri için bencetatil olarak bizim en çok tercih ettiğimiz online rezervasyon sitesini inceleyebilirsiniz.

Otel Ara

Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü mezunu. Halen İngilizce öğretmeni olarak görev yapmakta. Çocukluğunda başlayıp bugüne kadar sürdürdüğü dünyanın dört bir yanından edindiği mektup arkadaşlıkları, seyahat belgesellerine ve tarihe olan ilgisi, farklı kültürleri öğrenme isteği yıllar geçtikçe artmış, bu hem İngilizce öğrenmesine hem de seyahat etmesine katkı sunmuştur. Öğretmenlik mesleğinin tatil imkanları ve aynı ilgi alanlarını paylaştığı tarih öğretmeni olan eşi sayesinde tam zamanlı öğretmen, yarı zamanlı gezgindir. Hobileri arasında doğa fotoğrafçılığı, kamp kurmak, trekking yapmak, çiçek yetiştirmek, kitap okumak ve gezi yazısı yazmak gelmektedir.

Paylaşmak ister misiniz?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir