
Dizi önerisi: 11.22.63
20/04/2024
Mohsen Namjoo’nun sesinden kervanın uzaklaşan ayak sesleri
Epey bir süredir dinlediğim ve bazen Farsça bilmediğim halde müziğin hüznüyle hüngür şakır ağladığım bir şarkıyı bugün derinlemesine araştırınca, iyice büyülendiğim sözleriyle ve yorumuyla beraber paylaşmak istedim.
Mohsen Namjoo’nun “Ey Sareban” (Ey Kervancı) şarkısı, hem derin bir kederi, hem de kültürel bir başkaldırıyı içinde barındıran, çok katmanlı bir eser. Bu şarkıyı anlamak için sadece sözlere değil, Namjoo’nun bu sözleri “nasıl” söylediğine ve arkasındaki edebi mirasa da bakmak gerekiyor diye düşünüyorum.
İsterseniz önce şarkının linkini paylaşayım:
Bu etkileyici eserin katmanlarını ve farklı yorumlarını sizlerle paylaşmak istedim.
EDEBİ KÖKEN: SADİ-İ ŞİRAZİ VE AYRILIK ACISI
Şarkının sözleri, 13. yüzyılın büyük İranlı şairi Sadi-i Şirazi’nin ünlü bir gazeline dayanıyor.
1. Temel Tema – Sevgilinin gidişini izleyen bir aşığın çaresizliği: “Sareban” kervanı yürüten kişi ve şair ona yalvarıyor: “Ey kervancı, yavaş git, çünkü canımın huzuru o giden kervanla birlikte gidiyor.” Klasik yorumda bu, dünyevi bir aşkın ötesinde, insanın ruhsal bir bütünlükten kopuşunu temsil eder.
Namjoo’nun modern dokunuşu bu şiire farklı bir boyut ekliyor. Namjoo bu şarkıyı geleneksel bir tarzda değil, blues ve rock tınılarıyla harmanlayarak söylüyor ve bu durum yorumları çeşitlendiriyor.
2. Sürgün ve Kayıp Duygusu: Birçok dinleyici için bu şarkı, vatanından uzakta yaşayan bir sanatçının (Namjoo uzun yıllardır sürgünde olan bir İranlı müzisyen) geçmişine, köklerine ve kaybettiği “ev”ine yaktığı bir ağıttır. Kervan, geri dönülmez bir biçimde uzaklaşan gençliği veya eski İran’ı simgeler.
3. Gelenekle Çatışma: Namjoo’nun vokal tekniği (hıçkırıklar, ani ses yükselmeleri, alaycı tonlar), İran’ın katı klasik müzik geleneklerine bir protesto olarak görülür. Kutsal sayılan bir metni “parçalayarak” okuması, acının artık estetik bir kalıba sığmadığını anlatır.
FELSEFİ VE TOPLUMSAL YORUMLAR
Şarkıdaki yoğun melankoli de dinleyiciler tarafından değişik şekillerde yorumlanmakta.
1. Zamanın Durdurulamazlığı: Kervancıya “yavaş git” demek, aslında akıp giden zamana karşı bir direniştir. Ne kadar yalvarırsak yalvaralım, bizi biz yapan değerlerin bizden uzaklaşmasını engelleyemeyiz.
2. Kolektif Acı: Namjoo’nun yorumundaki o “can yakıcı” ton, sadece bireysel bir aşk acısını değil, Ortadoğu coğrafyasının bitmek bilmeyen ayrılık, göç ve hüzün sarmalını temsil ediyor.
Özetle, “Ey Sareban”, klasik bir şiirin modern bir ruhla yeniden diriltilmesi gibi bir şey. Sadi’nin 700 yıl önceki zarif hüznü, Namjoo’nun sesinde modern bir sinir krizine ve derin bir özleme dönüşmüş.
Şarkı bize şunu söylüyor sanki: Giden sadece sevgili değildir; giden senin ruhundur ve sen sadece arkasından bakabilirsin.
Namjoo’nun bu şarkıdaki vokal geçişlerine dikkat ederseniz, geleneksel “avaz” tekniğini modern bir “inleme” ile birleştirdiğini fark edebilirsiniz. Bu, acının evrensel dilidir.
Sözlerini anlamadan nasıl bu kadar hüzünlendirip, nasıl böyle ağlatıyor bu şarkı?
Anlamadığımız bir dildeki şarkının bizi ağlatması, aslında müziğin ve Mohsen Namjoo’nun dehasının en büyük kanıtı. Namjoo buna “saf duygu aktarımı” diyor; kelimeler zihnini geçemese de, sesindeki o parçalanmışlık doğrudan ruhuna dokunuyor.
Şöyle açıklayalım:
1. Şarkının en can alıcı kısmı muhtemelen Sadi-i Şirazi’nin şu dizesi: “O gidiyor, ben ise canımın bedenimden çıktığını kendi gözlerimle görüyorum.”
Biz o çığlıkları duyduğumuzda aslında birinin ölümü izlemesine benzer bir çaresizliğe tanıklık ediyoruz. Namjoo orada sadece şarkı söylemiyor; sevgilinin gidişini, ruhun bedeni terk etmesi gibi acı verici bir fiziksel süreç gibi yansıtıyor.
2. Modern Bir Ağıt Olarak Vokal: Namjoo’nun sesindeki o ani kırılmalar, hıçkırığı andıran gırtlak oyunları ve blues tınıları, şarkıyı klasik bir “aşk şarkısı” olmaktan çıkarıp bir varoluşsal krize dönüştürüyor.
Biz kelimeleri anlamasak da, o sesin içindeki “terk edilmişlik” ve “geç kalmışlık” duygusunu evrensel bir frekanstan alıyoruz.
3. Acıtan tempo: “Ey Sareban” (Ey Kervancı), insanın en büyük korkusuna dokunuyor: “Geri döndürülemez kayıp…”
Kervan hareket etmiştir bir kere; ne kadar yalvarırsan yalvar, o toz bulutu uzaklaşacaktır. Şarkıdaki o tempo, sanki kervanın uzaklaşan ayak sesleri gibidir; ağır, kararlı ve acımasız.
Bu şarkı aslında bir nevi “katarsis” (arınma) aracıdır. Ağlamamız belki de, içimizde birikmiş ama adını koyamadığımız hüzünlerin Namjoo’nun sesiyle dışarı çıkma yolunu bulmasıdır.
Şarkı sözlerinin Türkçe çevirisi:
Ey yolcu, ey kervan!
لیلای من کجا می بری
Leylamı nereye götürüyorsun
با بردن لیلای من
Leyla’mı alıp götürmekle
جان و دل مرا می بری
Canımı, yüreğimi de yanına alıyorsun
ای ساربان کجا می روی
Ey kervancı nereye gidiyorsun?
لیلای من چرا می بری
Leylamı neden götürüyorsun?
ای ساربان کجا می روی
Ey kervancı nereye gidiyorsun?
لیلای من چرا می بری
Leylamı neden götürüyorsun?
در بستن، پیمان ما
Birbirimize verdiğimiz sözlere
تنها گواه ما شد خدا
Yalnızca Allah şahitken
تا این جهان برپا بود
Bu cihan ayakta kaldıkça
این عشق ما بماند به جا
Sevdamız baki kalacak
ای ساربان کجا می روی
Ey kervancı nereye gidiyorsun?
لیلای من چرا می بری
Leylamı neden götürüyorsun?
ای ساربان کجا می روی
Ey kervancı nereye gidiyorsun?
لیلای من چرا می بری
Leylamı neden götürüyorsun?
تمامی دينم به دنيای فانی
Inancımın tamamı bu fani dünyaya dair
شراره عشقی که شد زندگانی
Ki aşkın kıvılcımları yaşamın ta kendisidir
به ياد ياری خوشا قطره اشکی
Yârin hatırasıyla bir katre gözyaşı ne güzeldir
به سوز عشقی خوشا زندگانی
Aşkın ateşiyle yaşamak ne güzeldir
هميشه خدايا، محبت دل ها
Ya Rab gönüllerdeki muhabbeti daima sakla
به دل ها بماند بسان دل ما
Benim gönlümde sakladığın gibi sakla ki
که ليلی و مجنون فسانه شود
Leyla ile Mecnun birer efsane olsun
حکايت ما جاودانه شود
Hikayemiz ebedî olsun
تو اکنون ز عشقم گريزانی
Sen şimdi aşkımdan kaçansın
غمم را ز چشمم نمی خوانی
Gözlerimdeki kederi görmüyorsun
از اين غم چه حالم نمی دانی
Bu kederden ne hallerdeyim bilmiyorsun
پس از تو نمونم برای خدا
Allah biliyor ki senden sonra yaşayamadım
تو مرگ دلم را ببين و برو
Sadece kalbimin ölümüne şahit ol ve öyle git
چو طوفان سختی ز شاخه غم
Hüznün dalından çıkan zorlu bir tufan gibi
گل هستی ام را بچين و برو
Varlığımın çiçeğini yol, öyle git
که هستم من آن تک درختی
Ki ben o yalnız ağacım
که در پای طوفان نشسته
Tufanın yolunda oturmuş
همه شاخه های وجودش
Vücudunun tüm dalları tabiatın
ز خشم طبيعت شکسته
Hışmıyla kırılmış, o ağaç
chorus
ای ساربان، ای کاروان
Ey yolcu, ey kervan!
ليلای من کجا می بری
Leylamı nereye götürüyorsun?
با بردن ليلای من
Leyla’mı götürmekle
جان و دل مرا می بری
Canımı, yüreğimi de yanına alıyorsun
ای ساربان کجا می روی
Ey kervancı nereye gidiyorsun?
ليلای من چرا می بری
Leylamı neden götürüyorsun?
ای ساربان کجا می روی
Ey kervancı nereye gidiyorsun?
ليلای من چرا می بری
Leylamı neden götürüyorsun?
Writer(s): Mohsen Namjoo
İstanbul Üniversitesi İngiliz Filolojisi mezunu. İstanbul Teknik Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu Okutmanı. Öğretmenlik, çevirmenlik, editörlük, yazarlık hepsi denendi ama tabii yetmedi, sürekli yeni ve farklı bir şey yapma arzusu ile ortaya karışık aktiviteler eklendi. Tiyatro kurslarına gitmeler, dublaj dersi almalar, falan filan. Belki de Yay burcu olması nedeniyle haddinden fazla meraklı ve kesinlikle her türlü makul sınırın çok ötesinde gezip tozma, keşfetme delisi. Kendisi gibi gezgin ruhlu Hür Tavaşoğlu ile evli. Evli ama çocuksuz : ) "Bence tatil bana özel, biraz değişik, biraz da sürprizli olmalı" diyerek başladığı ve gezilerini anlattığı “Bence Tatil” sitesi Hürriyet Gazetesinin 2013 Bumerang Blog/Websitesi Yarışmasında birinci oldu. Öğretme ve anlatma meraklısı olduğu için her konuda ille de söyleyecek birşeyi var. O yüzden de bu sitede kendisinden sadece gezi yazıları değil, kah kitap yorumu, kah film veya dizi tavsiyesi de bulabilirsiniz, şaşırmayın.



























































































































































































































































































